Taurin Nedir & Faydaları

Taurin (Taurine) Yunanca ‘taurus’ (boğa) kelimesinden türemiş. İnsan vücudunda da doğal olarak üretilen sülfür türevi bir aminoasit. Kemiklerde, kalp kasında ve kan hücrelerinde yüksek oranda bulunuyor. Güçlü bir antioksidan etkisi olduğu düşünülen Taurin gözün retina kısmında yüksek oranda bulunuyor. Nörolojik gelişme ile kandaki su ve mineral seviyesini düzenlemesine yardımcı oluyor. Beyin ve sinir sistemindeki kalsiyum ve potasyum dengesinin düzenlenmesinde rol oynuyor.

Taurin, kırmızı et, süt, balık, istiridye ve çeşitli mantar türlerinde bulunuyor.

Taurin’in faydaları;

  • Yağların sindirimini ve vücuttaki yağları çözen vitaminlerin emilimini kolaylaştırdığı düşünülüyor.
  • İskelet kaslarının düzgün işleyişinde önem taşıdığı belirtiliyor.
  • Araştırmalara göre kalp kasının kasılma gücünü arttırarak kalp yetmezliğini önleyici etkisi olabileceği vurgulanıyor.
  • Kan içinde su ve mineral tuzlarının seviyesini düzenlediği düşünülüyor.
  • Saç köklerinin hasar görmesini önlemede etkili olabildiği ifade ediliyor.
  • Obeziteyle savaşta faydalı olduğu düşünülüyor.
  • Yapılan çalışmalara Tip 2 diyabeti önlemede faydalı olabildiği vurgulanıyor.
  • Güçlü bir antioksidan etkisi olduğu düşünülüyor. Bu anlamda karaciğer üzerinde yapıcı etkileri olabileceği belirtiliyor.
  • Doğal yollarla Taurin üretemeyen bebeklerde haricen kullanıldığında gözün gelişimi için faydalı olduğu düşünülüyor.
  • Manik depresyon tedavisinde etkili olabildiği düşünülüyor.

 

Kaynaklar:

www.lef.org (http://www.lef.org/magazine/2013/6/The-Forgotten-Longevity-Benefits-of-Taurine/Page-01)

Zeytinyağı İle Yapılabilecek Yüz Maskeleri

Zeytinyağı, cilt için önemli omega yağ asitleri bakımından zengin, mucize bir kaynak.

%100 doğal olan zeytinyağını hiçbir ürüne karıştırmadan cildinize nem, esneklik ve canlılık katsın diye kullanabilirsiniz. Avucunuza damlatacağınız birkaç damla zeytinyağını avucunuza iyice yaydıktan sonra boynunuz dahil yüzünüze Zeytinyağı İle Yapılabilecek Yüz Maskeleri yazısına devam et

Doğum Sonrası Depresyon: Lohusalık Hüznü

Anne adaylarının yaklaşık olarak %20’sinde görülen doğum sonrası depresyon, korku, endişe ve ağlama krizleriyle kendini gösterir. Gebelik dönemindeki hormonal değişiklikler nedeniyle annelerin birçoğunda değişken duygu hali görülebilir. Genellikle 2. ve 8. haftalar arasında görülen doğum sonrası depresyon, annenin bebeğe karşı ilgisizliği ve yeterli düzeyde bakımını yapamaması şeklinde tanımlanabilir. Doğum Sonrası Depresyon: Lohusalık Hüznü yazısına devam et

Ergenlik Psikolojisi ve Sınav Kaygısı

Ergenlik dönemindeki hızlı fiziksel değişimler ve cinsel gelişim psikolojik değişikliklere sebep oluyor. Özellikle beden imajı, özsaygı, ebeveyn ile iletişim, karşı cins ve çevreyle kurulan ilişkiler ergenin ruhsal yapısı üzerinde etkili oluyor. Ergenlik dönemindeki bu hızlı değişimi içinde ergen bir kimlik krizi yaşayabiliyor. Erikson’a göre ergenin kimlik bunalımı kim olduğu ile ilgili olarak yaşadığı sorgulamanın bir sonucu ve gelişimin doğal bir parçası.

Ergenlik dönemindeki kimlik arayışı, çevredeki kişilerle iletişim kurma ve kendilerine uygun bir rol arayışı içinde denemeler yapma süreçlerini içeriyor. Ergen çevresinde daima ‘onun gibi olmak’ kişilerle özdeşleşme yaparak kişiliğini oluşturma çabası içinde oluyor. Kişiliğinin olgunlaşmasında rolü olan;-özdeşleşme –özerkleşme –sorumluluk kavramlarına yanıt bulmaya çalışıyor. Sonuçta özdeşleşme ile kişilik oluşturulurken, özerklik ve sorumluluk kavramları birleşiyor.

Sınav kaygısı; sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili olarak kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanıyor.İki ayrı boyutta ele alınabiliyor:

  • Endişe: Endişe performansa yönelik zihinsel bir süreç. Sınav sonucuna ilişkin olumsuz düşünce, inanç ve beklentilerden oluşuyor.
  • Yoğun duygulanım: Kaygının yarattığı fizyolojik uyarım sonucu bedenden gelen ve olağan işleyişinin bozulduğu mesajı veren sinyalleri içeriyor.

Sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerin sınav gününden önce ve sınav günü yaşadığı belirtiler:

  • Uykusuzluk
  • Gerginlik, sinirlilik
  • Çarpıntı
  • Baş ve karın ağrısı
  • Solunumda güçlük
  • İştahsızlık, mide bulantısı

Sınav başladıktan sonra, dikkati toplamakta ve soruları anlamakta güçlük, bilinen bir soruda hata yapması korkusuna bağlı heyecan, öfke- düşünememe, sürenin yetmeyeceği gibi fizyolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Araştırmacılar, endişe faktörü etkisinin yoğun fiziksel uyarıma oranla daha fazla olduğunu gözlemliyor. Sınav kaygısı yüksek olan kişilerin yaşadığı endişe, dikkatin bölünmesine sebep oluyor. Öğrenci, sınav soruları ve kendi performansına ilişkin yorumları arasında bölünebiliyor.

 

Kaynaklar:

researchcooperative.org (http://researchcooperative.org/profiles/blogs/adolescence-and-adolescent )

http://www.ncbi.nlm.nih.gov (http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22774427 )

 

Selülitlerinize “Dur” deyin!

Kadınların kabusu olan “selülit”, yaz aylarının yaklaştığı bugünlerde tekrar gündemin birinci sırasına yerleşti. Selülitlerinizden kurtulmanız için size birkaç küçük önerimiz var:

• Bol bol hareket edin, en azından her gün yapacağınız yarım saatlik tempolu yürüyüş kan dolaşımınızı hızlandıracaktır.
• Mutlaka bol su için, hem hücreleriniz susuz kalmaz hem de toksinleri vücudunuzdan atarsınız.
• Oturuş şekliniz bile selülit oluşumuna neden olabilir. Yanlış oturuş iç organlarınızı sıkıştırır, toksinlerin vücuttan atılmasına engel olur. Bacak bacak üzerine atmak da dolaşımı engellediğinden bacaklarda selülit oluşumunu artırır.
• Masaj, kan dolaşımını hızlandırarak o bölgedeki yağları ve toksinleri tutan lifli dokuları yumuşatmaya ve tutulan suyun atılmasına yardımcı olur.
• Deniz yosununda birçok mineral bulunur ve bunlar da selülitli dokuları yumuşatarak toksinlerin uzaklaşmasını sağlar. O yüzden sorunlu bölgelere deniz yosunu sarabilirsiniz.
• Fazla şeker yağ hücrelerinin büyümesine, tuz ise vücutta suyun tutulmasına neden olur. Bu iki beyazdan mümkün olduğunca uzak durun.
• Kahve, meşrubat, alkol ve sigara da selülit dostudur.
• A ve C vitamininden zengin besinler selüliti azaltır. C vitamini kollajen yapımını desteklediğinden cilt dokusunu sıkılaştırır.
• Hücrelerin yağ yakmasını sağlayan ve kırmızı et, süt ve balıkta bulunan L-Carnitine, selülitlerin azalmasına yardımcı olur.
• Bioflavonoidler kollajen yıkımını durdurur, bağ dokusunun gelişimini destekler. Toz kakao, üzüm çekirdeği, üzüm suyu, şarap, bioflavonoidlerden oldukça zengindir.
• Omega 3, kan dolaşımını düzenler. Haftada 2-3 kez Omega 3’ten zengin balık tüketmek ya da Omega 3’ü besin takviyesi olarak almak, selülit oluşumunu azaltmaya yardımcı olacaktır.
• Lifli besinler tüketmek hücrelerde atıkların birikmesine neden olan kabızlık sorununu çözer.

Kaynaklar:
www.vanderbilt.edu
naturalhealthmagazine.net
umm.edu

 

Spor Egzersizlerinin Dolaşım Sistemine Etkileri

Dolaşım, vücudumuzun belli kısımlarına madde ulaşımını sağlayan sistemdir. Dolaşım sistemi, organlarımızı ve dokularımızı oluşturan hücrelerin beslenmesi, artıkların yok edilmesi, ısının dengelenmesi, hormonların gerekli bölgelere ulaştırılmasını görevini üstlenir. Kalp ve damarlardan meydana gelen dolaşım sisteminin tıp dünyasındaki adı ‘kardiyovasküler’ sistemdir. Spor Egzersizlerinin Dolaşım Sistemine Etkileri yazısına devam et

Sinüzit Hakkında Merak Ettikleriniz

Alın, burunun arkası ve burunun her iki tarafında bulunan kemik boşluklarına yüz sinüsleri denir. Bu boşlukların iç yüzeylerine tutunmuş mukozanın iltihaplanması ise sinüzit olarak tanımlanır. Antibiyotiklerin henüz keşfedilmediği dönemlerde, yaşamı tehdit eden bir hastalık olan sinüzit, gelişen teknoloji ve tedavi yöntemleriyle korkutan bir hastalık olma özelliğini kaybetmiştir. Sinüzitin ortaya çıkmasındaki en önemli risk faktörü önceden geçirilen bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının en sık Sinüzit Hakkında Merak Ettikleriniz yazısına devam et

Adımsayarınız var mı?

Düzenli olarak egzersiz yapmanın, kronik hastalıklara yakalanma riskini azalttığını, vücudu hareketsizlikten kurtararak daha pozitif bir hayat sağladığı gerçeğini artık hepimiz biliyoruz. Bu gerçeği biliyor olmamıza rağmen, günlük hayatta çeşitli nedenlerle egzersize vakit ayıramıyoruz. Aslında hareketli yaşam, bir spor salonu üyesi olmakla doğru orantılı değil. Pazara, markete, evinize yakın yerlere giderken araba veya toplu taşıma kullanmak yerine yürümeyi tercih etmekte günlük egzersiz ihtiyacını karşılıyor olabilir. Adımsayarınız var mı? yazısına devam et

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dikkatin çabuk dağılması, aşırı hareketlilik, durumu ve dürtüsel davranışlarla bireyin yaşamını, sosyal çevresini ve büyük ölçüde eğitim hayatını etkiler.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu; okul öncesi dönem ve okul çağı çocuklarında daha belirgin hale gelen bir bozukluktur. Çocuk davranışlarını kontrol edemez ve dikkatini sorumluluklarına vermekte zorlanır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu yazısına devam et