Kalp Sağlığı İçin Beslenme Tüyoları

Günümüzde kalp hastalıkları tüm dünyada ve ülkemizde en sık karşılaşılan ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp sağlığına uygun beslenme, kalp hastalığı veya inme riskini %80 oranında azaltabiliyor. Uzmanlar uygun pişirme yöntemleri ve gıdalarla kalp hastalığını önleme ve kontrol altına almanın mümkün olabildiğini vurguluyor. Bu anlamda kilo kontrolü ve düzenli egzersizin önemine dikkat çekiliyor. Kalp sağlığının beslenmeyle ilgisini daha iyi anlayabilmek için öncelikle kalp hastalığı nedenlerini özetleyebiliriz;

  • Değiştirilemeyen ölçütler: Yaş, cinsiyet, genetik.
  • Değiştirilebilen ölçütler: Sigara kullanımı, hipertansiyon, yüksek kolesterol, düşük HDL (iyi kolesterol), şeker hastalığı, aşırı alkol, hareketsizlik, şişmanlık, stres.

Sağlıklı beslenme alışkanlığı geliştirilmesi, kalp hastalığını önlemede önemli bir adım. Uzmanlar tek tek gıdalar yerine genel yemek alışkanlığının değiştirilmesine dikkat çekiyor. Ayrıca sağlıklı beslenme tercihinde gıdaların sağlıklı yöntemlerle pişirilmesi önem taşıyor. Uzmanların beslenme önerileri şu şekilde;

1-Yağ tüketimini sınırlamak:

  • Tek tip yağ tüketmek yerine sıvı yağları kullanılan yemeğe göre çeşitlendirmek (ayçiçeği, mısırözü, zeytin ve fındık yağı) . Katı yağlardan uzak durmak. Salatalarda zeytinyağı, yemeklerde sıvı yağları karıştırarak kullanmak.
  • Pişirme yöntemlerini doğru tercih etmek. Kızartma ve kavurmalardan uzak durmak. Daha çok haşlama, ızgara, fırın gibi yöntemler tercih etmek. Bu şekilde hem yağ alımı sınırlanmış hem de besin değerleri korunmuş oluyor.
  • Besinleri tanımak. İçeriği bilinmeyen her türlü üründen kaçınmak. Etiketlerini mutlaka inceleyerek az yağlı ürünler tercih etmek. Kırmızı et tüketimini azaltarak beyaz ete yönelmek.
  • Ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalıklar tercih etmek.

2- Posa tüketimini arttırmak:

  • Posanın vücuttaki kolesterolü düşürücü etkiye sahip olduğu düşünülüyor. Günde en az beş porsiyon tüketilmesi öneriliyor.
  • Rafine ürünler yerine tam tahıllı ürünler tercih etmek. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, pirinç yerine bulgur gibi. Bu besinler doygunluk hissi vererek posa tüketimini arttırıyor.
  • Haftada en az iki kez kurubaklagil tüketmek. Nohut, mercimek, kuru fasulye gibi bakliyatlar hem posa yönünden zengin hem de besin değerleri yüksek oluyor.

3- İdeal vücut ağırlığını korumak.

4- Düzenli fiziksel aktivite yapmaya çalışmak ve aktif olmak.

5- Kan basıncını kontrol altına almak. Bu anlamda tuz tüketimini önerilene göre sınırlamak.

6- Sigara kullanmamak. Sigara, iyi kolesterolü düşürüp kan pıhtılaşmasının artmasına sebep olabiliyor. 

Kaynaklar:

www.helpguide.org 

Çocuklarda Fiziksel Aktivitenin Büyümeye Katkısı

Yaşam boyu bedenimizde birçok değişiklik meydana gelir. Ancak çocukluk döneminde bu daha da belirgindir. Tüm organlar, kemikler, duyu organları ve tüm sistemler gelişir, kilo artar, boy uzar, dişler çıkar. Düzgün fiziksel büyüme, bireyin kişilik gelişiminde de önemli yer tutar.

Hem kız hem erkek çocuklarında boy ve ağırlıktaki artış doğumu izleyen ilk birkaç yılda ve ergenlikte çok hızlı, ilk çocukluk döneminde ve ergenlik öncesinde ise daha yavaştır. Fiziksel gelişimde kalıtımsal ve çevresel faktörler etkilidir. Genetik özellikler, Çocuklarda Fiziksel Aktivitenin Büyümeye Katkısı yazısına devam et

Tüm Yönleriyle Panik Atak

Panik atak, aniden, herhangi bir sebep yokken ortaya çıkabilir. Ölüm korkusu, endişe ve sıkıntı duygularını içinde bulunduran panik atak; nöbetler şeklinde ortaya çıkan, bireyin korku ve endişe içinde olduğu durumdur. Birey böyle bir durumda kalbinde bir problem olduğunu ve kalp krizi geçireceğini düşünür. İlk 10 dakika içinde en şiddetli halini alan atak, doktora başvurma isteğiyle devam eder. Yaklaşık yarım saat sonra bayılacağını ve başına kötü şeyler geleceğini düşünür. Bu sırada atak etkisini kaybetmeye başlar. Panik sonrasında birey kendini yorgun ve bitkin hisseder, hiçbir şeye tahammülü kalmaz ve yalnız olmak istemez.

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

  • kalp çarpması,
  • ateş basması ve terleme,
  • titreme ve üşüme,
  • boğulacak gibi olma, nefes almada güçlük çekme,
  • yaşadığı çevrenin gerçek olmadığını düşünme,
  • ölüm korkusu,
  • başkalarına zarar verme korkusu,
  • uyuşma,
  • vücudun karıncalanması.

Panik atağın sayılan bu belirtilerinden en az 4 tanesinin atak esnasında yaşanıyor olması gerekir. Günlük hayatta birçok insan panik atak geçirme riskiyle karşı karşıyadır. Özellikle; yoğun stres altında bulunan kişiler, günlük yaşamdaki stresle baş etmekte zorlanan bireyler, aceleci insanlar, bir an önce ve her işin mükemmel yapılması gerektiğini düşünen kişiler daha fazla risk altındadır.

Panik atak hastalığı kısır bir döngü şeklinde devam eder. Tedavi gören hastalara panik sırasında nasıl duracakları ve atağı nasıl durduracakları anlatılır. Buna ek olarak tedaviyi ilaçla desteklemek daha başarılı sonuçların elde edilmesini sağlar.

Panik Atak Neden Ortaya Çıkar?

Genel olarak nedensiz bir biçimde ortaya çıkan panik atağın; beyindeki kimyasal maddelerden veya beynin yan tarafının işlevini yitirmesiyle ortaya çıktığı düşünülür. Aynı zamanda tek başına veya fizyolojik başka hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilir.

Fakat özellikle;

  • sara hastalığı,
  • akciğer ve kalp hastalıkları,
  • yoğun olarak kafeinli gıdalarla beslenme,
  • tiroit sorunları,
  • kan şekeri dengesizlikleri,
  • ilaçların yan etkileri,
  • psikolojik rahatsızlıklar,
  • uyuşturucu madde kullanımı panik atağın ortaya çıkmasına neden olabilir.

Panik Atak Sırasında Ne Yapabilirsiniz?

Ayaktaysanız bir yere oturmalı veya uzanmalısınız. Kendinize bunun sadece bir atak olduğunu ve beyninizdeki düşüncelerin gerçek olmadığını telkin etmelisiniz. Atak sırasında sizi üzecek veya heyecanlandıracak şeylerden uzak durmalısınız. Sigara ve alkol tüketimini durdurarak kendinizi kontrol etmeye çalışmalısınız. Bilinenin aksine derin nefes almak yerine daha kontrollü bir nefes alıp-verme sağlanmalısınız.

 

 

Kaynaklar:

Panik Atak – Biruni Laboratuvarı Sağlık Bülteni – Ocak 2004

Çocuk Gelişiminde Önemli Olan Vitaminler

Beslenme, büyüme ve gelişmeyi sağlayan, bireye sağlık ve canlılık veren, hareket kabiliyetini artıran, yaşam süresini etkileyen en önemli faktördür. İnsanlığın temel ihtiyacı olan beslenmenin sağlık üzerinde çok büyük etkisi vardır. Büyümenin gerçekleşmesi için beslenme zorunludur. Beslenme sadece karın doyurmak değil, vücudumuz için gerekli olan besinlerden yeterli düzeyde faydalanabilmektir. Tüketilen her besinin vücuda olan faydaları farklıdır. Hiçbir yiyecek tek başına dengeli ve sağlıklı beslenme için yeterli olamaz. Çocuk Gelişiminde Önemli Olan Vitaminler yazısına devam et

L-Carnitine Yağ Yakımını Destekliyor

Yaza girerken diyet ve spora daha çok zaman ayırdığımız bugünlerde, yağ yakarak kilo vermeye yardımcı olduğu söylenen L-Carnitine’i sıkça duyar olduk. L-Carnitine, aslında vücut tarafından doğal olarak üretilebilen ve yağ metabolizmasında yağın enerjiye dönüşmesini sağlayan bir amino asit. Yağ asitlerini hücrelerin enerji santrali olan mitokondriye taşıyan L-Carnitine, L-Carnitine Yağ Yakımını Destekliyor yazısına devam et

Vücudunuzu hareketsizlikten kurtarın!

Günlük, düzenli olarak olarak yapılan egzersiz, sağlıklı beslenmeyle birlikte hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynuyor. Tüm dünyada giderek artan hareketsizlik problemi, bedensel ve ruhsal hastalıkları ciddi oranlarda artırdığı uzmanlar tarafından her zaman vurgulanıyor. Fiziksel aktivite, enerjinin dengelenmesi, ağırlığın kontrol edilmesi ve enerji harcanması olarak tanımlanabilir. Düzenli ve tekrarlı vücut hareketleri içeren egzersizler, kaslarımızın kuvvetli ve dayanıklı olmasını sağlar.

Vücudunuzu hareketsizlikten kurtarın! yazısına devam et

Ramazan Ve Uyku Düzeni

Uyku, bireyi ruhsal ve bedensel olarak dinlendiren, günlük yaşantımızın büyük bir bölümünü oluşturan, vücudumuzu onarıcı ve dinlendirici etkiye sahip, vazgeçilmez bir alışkanlıktır. Uyku süresi yaşa bağlı olarak değişiyor olsa bile, bireylerin genetik kodlarına bağlı olarak da değişebilir. Örneğin bazı bireyler günde 12 saat uyuma ihtiyacı duyarken bazıları 4 saatlik uykuyla idare edebilirler. Ramazan Ve Uyku Düzeni yazısına devam et

Soğuk El ve Ayaklar İçin 6 Çözüm

Soğuk el ve ayaklar özellikle kadınların ortak şikayeti. El ve ayaklardaki kan damarlarının büzüşmesi veya bir şekilde tıkanmasıyla ilgili ortaya çıkan bir sorun olduğu düşünülüyor.

Özellikle ‘kronik’ ve cilt renginde değişiklikle seyreden soğuk el ve ayak problemi sinirler veya kan dolaşımı ile ilgili bir soruna işaret edebilir. Bu probleme sebep olduğu düşünülen diğer hastalıklar;

  • Anemi
  • Tiroid
  • Diyabet
  • Lupus
  • Raynaud Hastalığı
  • Zayıf kan dolaşımı
  • Sinir sistemi bozuklukları
  • Kalp ritm bozukluğu

İşte soğuk el ve ayaklar için 6 çözüm;

1. Kaynağını keşfetmek: Olası rahatsızlıkları tespit etmek için doktor muayenesi öneriliyor.

2. Mineral veya sıvı eksikliğine dikkat: Vücuttaki demir eksikliği düzensiz kan dolaşımına sebep olabiliyor.Böyle durumlarda demir hapları ve demir içeren sebze ve meyveler öneriliyor. Yeterince sıvı alınmadığında kan yoğunlaşarak akışkanlığını yitiriyor. Bu durum da dolaşım bozukluğuna sebep olabiliyor. Bu anlamda bol sıvı tüketimine dikkat çekiliyor.

3. Isıtma banyoları&masaj: El ve ayakları 5 dakika sıcak suda tutup, 15’er saniyelik süreler içinde soğuk ve tekrar sıcak yaparak ısınmayı sağlamak. Doğal lifli yumuşak bir fırçayla el ve ayaklara özellikle parmak aralarına masaj öneriliyor.

4. Yan etkilere dikkat: Reçetesiz soğuk algınlığı ilaçları, beta blokerlar, doğum kontrol haplarının soğuk el ve ayaklara olumsuz etkisi olduğu düşünülüyor.

5. Sigara ve kafein kullanımı: Dolaşım ve kan damarlarına verdiği zararla işte sigarayı bırakmak için bir sebep daha. Uzmanlar kan damarlarını daralttığı için kafein kullanımının sınırlandırılmasını öneriyor.

6. Giyim: Sıkan eldiven, çorap, ayakkabı ve aksesuardan kaçınmak. Kışın su geçiren ve ince tabanlı ayakkabılardan uzak durmak.

 

Kaynaklar:

http://www.healthstatus.com (http://www.healthstatus.com/health_blog/heart-disease-2/medical-cold-hands-feet/ )