Etiket arşivi: onemi

Organ Bağışının Önemi

Organ bağışı, bir insanın organlarının bir kısmının veya tamamının, sağlıklı iken, beyin ölümünün ardından başka insanlarda yararlanılmak üzere bağışlanması olarak biliniyor. Hayat kurtarma anlamında, sağlıklı her organ bağışlanabiliyor.

  • 18 yaşını doldurmuş
  • Akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabiliyor.

Başta kalp olmak üzere, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi organlar; kalp kapağı, göz kornea tabakası, kas ve kemik iliği gibi dokular bağışlanabilmekte. Bunlar günümüz tıp teknolojisinde nakledilebiliyor. Türkiye’de birçok devlet ve üniversite hastanesinde organ bağışı işlemleri yapılabiliyor. Yaşarken yapılabilen organ bağışı türleri de (böbrek gibi) bulunuyor. Çift veya tabaka halinde olan veya kendini yenileme özelliğine sahip olan organlar yaşarken bağışlanabiliyor. Burada organın durumu önem kazanıyor. Genelde 70 yaş üstündekilerin organları çok nadir olarak alınıyor. Ölümden sonra bağış kabul edilebilecek organlar ve dokular: Pankreas, damar, bağırsak, kulak kemikçikleri, deri, kalp, kalp kapakçıkları, karaciğer, akciğer, böbrek, kas ve beyin zarının bir kısmı, gözün saydam tabakası, kemik-kıkırdak doku.

Bağışlanan organların nakledilmesi, Sağlık Bakanlığı’nın denetiminde ve bilgisi dahilinde gerçekleştiriliyor.

Organ bağışı;

  • Sağlık Müdürlükleri
  • Hastaneler
  • Emniyet Müdürlükleri (ehliyet alımı sırasında)
  • Organ nakli yapan merkezler
  • Organ nakliyle ilgilenen vakıf, dernek gibi kuruluşlarda yapılabiliyor.

Organ bağışında, dünya çapında bir yetersizlik bulunuyor. Bu nedenle bekleme listeleri zaman geçtikçe uzamakta. Kalp, karaciğer ve akciğer organ bekleme listelerinde birçok hasta, zamanında bir organ bulunamadığından hayatını kaybedebiliyor. 2000 yılında, organ bağışı konusunda bir ‘Ulusal Koordinasyon Sistemi’ oluşturulmuş. Böylece Bakanlığın olanaklarıyla organ bekleyenler sistematik sıralamaya dahil edilmişler.

 

Kaynaklar:

tr.wikipedia.org (http://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye’de_organ_bağışı

Ergenlikte Aile Tutumunun Önemi

Ergenlik, her bireyin hayatında oldukça önemli yer tutan bir dönem. Bu dönemde kişiler, biyolojik gelişiminin yanı sıra, psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan gelişip olgunlaşıyor. Bu derece önemli değişikliklerin olduğu, çocukluktan yetişkinliğe adım atıldığı ergenlikte aile desteği önem kazanıyor.

Bu dönemde, ebeveynlerin bu konuyla ilgili fazla donanımlı olamamaları veya nasıl davranacakları konusunda tereddüt yaşamalarından doğan problemler ortaya çıkabiliyor. Uzmanların ebeveyn desteği ile ilgili önerileri;

  • Anne ve babaların ergenlik dönemi özellikleri konusunda (bedensel , duygu ve düşünce) bilgilenmeleri.
  • Arkadaşlarına müdahale etmek ve arkadaşlarının tanımadan eleştirmek ergenlerde önemli aile çatışması sebeplerinden. Bu nedenle doğru iletişim önem kazanıyor.
  • Başkasıyla kıyaslamak yerine sorun olan durumun konuşulması daha sağlıklı bulunuyor.
  • Ergenlik döneminde öfke kontrolü gelişmediğinden gerginken tartışmaya girilmemesi öneriliyor.
  • Konuşmadan önce düşünmek, söz kesmeden dinlemeyi öğretebilmek için bu konuda hassas davranabilmek. Yargılayıcı ses tonundan kaçınmak, sakin olmak öneriliyor.
  • Aşırı kontrol ve baskıcı- yasaklayıcı tavır, bağımlı ve kendine güveni olmayan bir kişilik oluşmasına sebep olabiliyor. Tam tersi aşırı hoşgörü ortamı da karakteri olumsuz etkileyebiliyor. Bu anlamda dengeyi bulmak aileye düşen görevlerden olarak görülüyor.
  • Ergenlik döneminde internet kullanımı ile ilgili ortak bir kararda uzlaşabilmek.
  • Aile ilgili konularda sorumluluk kazanması için söz hakkı tanımak.
  • Eşler arasındaki problemlerde zor durumda bırakmamak.
  • Ani çıkışlarını hoşgörüyle karşılamak.

Sadece ergenlik dönemi için değil tüm dönemlerde, iletişimin doğru ve kaliteli olması, anne-baba-çocuk ilişkisinin güçlü ve sağlam olmasıyla sonuçlanıyor.

 

Kaynaklar:

http://www.babble.com (http://www.babble.com/dad/7-ways-for-parents-to-connect-with-their-teenagers/)

Diyabette Vitaminlerin Önemi

Diyabet (ya da halk arasında bilinen adıyla şeker hastalığı) pankreasın yeterli insülin üretemediği ya da vücudun insülini gerektiği gibi kullanamadığı durumlarda ortaya çıkan kronik bir hastalık. Bu durum, kanda glukozun artmasına (hiperglisemi) yol açıyor.

2 tip diyabete rastlanıyor. İnsülin üretimi eksikliğinden kaynaklanan Tip 1 diyabet ve insülinden bağımsız Tip 2 diyabet… Genellikle aşırı vücut ağırlığı ve fiziksel hareketsizliğin sonucu ortaya çıkan Tip 2 diyabette vücut insülini gerektiği gibi kullanamadığından kan glukoz düzeyi Diyabette Vitaminlerin Önemi yazısına devam et