GDO’lu gıdaları çeşitli yollardan alabiliyoruz. Bu, direkt GDO’lu gıdanın kendisini (örneğin mısır) ya da ondan üretilmiş bir yan mamulün kullanıldığı hazır gıdaları tüketerek olabiliyor (örneğin mısırdan üretilmiş mısır şurubunun kullanıldığı bisküviler). Ayrıca GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların et, süt/süt ürünleri ve yumurtalarından da vücudumuza genetiği değiştirilmiş organizmalar girebiliyor.

En yaygın GDO kaynakları neler?

Mısır, soya, pamuk ve kanola en fazla GDO bulunan bitkiler. Bunlar, hazır gıdalarda ve hayvan yemlerinde sıkça kullanılıyor. Bisküvi, kek, cips, hazır çorbalar, çikolata, gofret, ketçap, dondurma, fıstık ezmesi, salam, sosis, sucuk gibi yiyeceklerde bu bikilerden üretilmiş maddeler kullanılıyor.

Pirinç, patates, domates, buğday, kabak, balkabağı, ayçiçeği, yerfıstığı ve bazı balık türleri GDO’lu ürünler arasında yer alıyor. Muz, çilek, ahududu, anans, biber, kavun, karpuz, kiraz üzerinde de çalışmaların devam ettiği bildiriliyor.

Özetlersek:

  • Meyve ve sebzeler
  • Et, balık ve yumurtalar
  • Alternatif et ürünleri
  • Süt ve süt ürünleri
  • Alternatif süt ve süt ürünleri
  • Mamalar
  • Tahıllar, baklagiller ve makarnalar
  • Tahıl gevrekleri
  • Fırınlanmış gıdalar
  • Dondurulmuş gıdalar
  • Çorba, sos, konserve ve çeşniler
  • Atıştırmalık gıdalar-çerezler
  • Şeker, çikolata ve tatlandırıcılar
  • Sodalar, meyve suları ve diğer içecekler GDO içerebilirler.

GDO’lardan nasıl korunalım?

  • Suni yemlerle beslenmiş hayvanların ürünlerinden uzak duralım. Doğada serbest gezinen hayvanları ve açık deniz balıklarını tercih edelim.
  • İthal ürünlerden mümkün olduğunca uzak duralım. Orijinalinden farklı renk ve özellikteki ürünleri almayalım.
  • Mümkün olduğunca hazır gıdalar tüketmeyelim. Çocuklarımıza erken yaşlarda bu alışkanlığı kazandırmaya dikkat edelim. Evde kendimiz yapmaya çalışalım.
  • Alacağımız ürünün etiketini zaman ayırarak okuyalım. Mümkünse organik ürünleri tercih edelim.
  • Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdaları tercih etmeyelim. Bizler bu gıdaları almazsak üreticiler de bir süre sonra kullandıkları bu maddeleri değiştirmek zorunda kalırlar.
  • Antioksidan etkili zerdeçal, zencefil, yeşil çay, enginar, sarımsak, mor meyvelerden bol bol faydalanalım. Besin desteği olarak alınabilecek C vitamini, D vitamini, CoQ10 de kuvvetli antioksidan özellikleriyle bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirmeye ve toksinlerden arınmanıza yardımcı olacaktır.

Ülkemizdeki durum

GDO’larla ilgili 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu 18 Mart 2010’da kabul edilerek, 26 Mart 2010 tarihinde T.C. Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre bir ürünün GDO’lu sayılabilmesi için öngörülen eşik değer Avrupa Birliği’nin de kabul ettiği gibi %0,9 olarak belirlendi. Bu değeri aşan GDO içeren ürünlerde firmalara bunu etikette belirtme zorunluluğu getirildi. GDO’lar yalnızca hammadde ve yem olarak ülkeye girebiliyor. GDO’lu bitki ve hayvan üretimi yapılmıyor. GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması da yasak. 1986’dan itibaren Türkiye’ye önemli ölçüde transgenik tohum girişinin olduğunu biliniyor.

Kaynaklar
greenpeace.org
gdonedir.com
yiyorumbuyuyorum.com
tobb.org.tr

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir